Porsche, ürün gamında 911’in üzerinde konumlandırdığı ortadan motorlu Mission S’yi New York’ta tanıttı. Üretime hazır olarak sunulan iki kapılı süper spor otomobil, şubatta markanın tasarım yönetimini devralan Tobias Sühlmann’ın ilk büyük projesi oldu. Modelin ortaya çıkışında, Porsche CEO’su Michael Leiters’ın yeni tasarım yöneticisine yaptığı bir telefon görüşmesi belirleyici rol oynadı.
Sühlmann, göreve başlamasından birkaç ay sonra bir cumartesi akşamı Leiters’tan telefon aldı. CEO’nun talebi, 911’in üzerinde yer alacak bir otomobil için fikir geliştirilmesiydi; ortadan motorlu bir düzen de seçenekler arasındaydı. Mission S, bu görüşmenin ardından kısa sürede şekillendi. Sühlmann, hızlı çalışmayı sevdiğini, bunun için açık bir vizyonun tasarım yüzeylerine aktarılması ve ekibin aynı yaklaşımı paylaşması gerektiğini vurguluyor.
Porsche’nin geçmişinden üç kategorili ürün yapısına
Daha önce McLaren, Bentley, Aston Martin ve Bugatti’de tasarım ekiplerini yöneten Sühlmann, spor ve lüks otomobil alanında deneyim sahibi. Porsche’ye ilgisi ise çocukluk yıllarına uzanıyor. Buna rağmen yeni görevine hazırlanırken markanın müzesini ve arşivlerini ziyaret ederek geçmiş modelleri ayrıntılı biçimde inceledi. Tasarım yaklaşımının temelini Porsche’nin mirasına dayandırıyor.
Bu geçmişte özellikle ilk 911 nesli olan F-Model, işlevin biçimi belirlediği 550 Spyder ve 911 temelinden geliştirilerek sınırları zorlayan 959 dikkatini çekiyor. Sühlmann’ın beğendiği bir diğer model de 928. Bu otomobili, 911’den farklı yerleşimi ve gövde anlayışıyla markanın geçmişinde önemli bir kopuş olarak değerlendiriyor.
Sühlmann’ın ilk sorumlulukları arasında, Porsche’nin araç geliştirme çalışmalarına yön verecek bir yapı oluşturmak da vardı. Bu kapsamda ürün gamı üç kategoride ele alınıyor. Mission S gibi süper otomobiller Halo grubunda bulunuyor. Yolcu ve bagaj için daha fazla alan sunan Cayenne, Macan ve Panamera, Plus kategorisini oluşturuyor. Core grubunun merkezinde ise 911 yer alıyor.
Bu ayrımın yanında, kategorilerin tamamına yayılan ortak tasarım ilkeleri de tanımlandı. Torpido biçimli ön çamurluklar, arkaya doğru alçalan tavan çizgisi, gövdeyi çevreleyen sade ana hat ve kaslı arka bölüm bunlar arasında. Söz konusu öğelerin kökleri 911’e ve ondan önceki 356’ya uzanıyor.
Sühlmann, ortak tasarım dilinin farklı modelleri birbirine benzetmek zorunda olmadığını sporcu benzetmesiyle açıklıyor. Bir boksörün, bisikletçinin ve kısa mesafe koşucusunun farklı kas yapılarına sahip olması gibi, Porsche modellerinin de farklı gövde oranları ve karakterler taşıyabileceğini söylüyor. Böylece markanın geçmişi, modelleri ayırmak için de bir çıkış noktası oluşturuyor.
Mission S’de fiziksel kumandalar öne çıkıyor
Mission S’nin kabinindeki belirgin tercihler arasında manuel şanzıman, analog kumandalar ve göstergede analog ibre bulunuyor. Entegre LCD dokunmatik ekranlara yer verilmemesi de bu yaklaşımın parçası. Sühlmann, tercihlerin müşteri geri bildirimlerinden beslendiğini belirtiyor. Bazı müşteriler, otomobilde ihtiyaç duydukları tek ekranın ön cam olduğunu dile getiriyor.
Ancak Sühlmann, bu anlayışın diğer Porsche kategorilerine de uygulanacağı yönünde bir taahhütte bulunmuyor. Günlük olarak 992 GTS kullanan tasarımcı, ailesinin yaşadığı Londra’da bir Taycan’a sahip. Taycan’da daha dijital bir deneyimi uygun bulduğunu, çocuklarının da uzun yolculuklarda iPad kullanmayı sevebildiğini anlatıyor. Ona göre farklı Porsche modelleri, farklı ihtiyaçlara karşılık veriyor.
Aynı tercih özgürlüğünü motor seçenekleri açısından da savunuyor. Porsche’nin hibrit, tamamen elektrikli ve içten yanmalı motorlara açık yaklaşımını, müşteriye seçim sunma düşüncesiyle ilişkilendiriyor. Mission S’nin fiziksel kumandalara ağırlık veren kabini de bu farklı ihtiyaçlar çerçevesinde ele alınıyor.
Sühlmann’ın geçmişte sahip olduğu ilk Porsche ise sonradan sattığı, siyah gövde ve siyah iç mekâna sahip 3,4 litrelik manuel bir 996’ydı. O dönemde 993 ile karşılaştırılarak büyük bulunan otomobilin, bugünkü 911’in yanında kompakt göründüğünü söylüyor. Bu karşılaştırma, tasarımcının otomobillerin yıllar içindeki boyut değişimine ilişkin gözlemini de ortaya koyuyor.









