Uçak yolculuğunda bavulun kaybolması, yolcuların karşılaştığı başlıca endişelerden biri. Apple’ın AirTag takip cihazı, eşyanın yolculuğu tamamlayıp tamamlamadığını kontrol etmeye veya kayıp bagajın konumunu belirlemeye yardımcı oluyor. Uçuşlarda pillere yönelik sıkı sınırlamalar bulunsa da AirTag’in kullandığı küçük pil, cihazın bagajda taşınmasına engel oluşturmuyor.
ABD Ulaştırma Güvenliği İdaresi’nin (TSA) kuralları açısından belirleyici nokta, pilin türü ve içerdiği lityum miktarı. AirTag, şarj edilemeyen CR2032 tipi bir düğme pille çalışıyor. Bu pilin lityum içeriği 0,1 gramın altında; dolayısıyla ilgili sınırın oldukça gerisinde kalıyor.
AirTag’in pili hangi sınırlara tabi?
TSA, şarj edilemeyen lityum metal pillerde lityum içeriğini 2 gramla sınırlıyor. Şarj edilebilir lityum iyon piller içinse 100 vat-saatlik (Wh) bir üst sınır uygulanıyor. Daha yüksek enerji kapasitesine sahip cihazlar için havayolunun özel izni gerekiyor. İki pil türünün değerlendirilmesinde farklı ölçütler kullanılıyor.
AirTag şarj edilebilir bir cihaz olmadığı için vat-saat sınırı teknik olarak bu ürüne uygulanmıyor. Bununla birlikte pilinin enerji değeri de 0,7 Wh’nin altında kalıyor. Böylece cihaz, bu ölçüt üzerinden değerlendirildiğinde de belirtilen eşiği aşmıyor. TSA kuralları AirTag’in bagajda kullanılmasına izin veriyor.
Uluslararası düzenlemelerde de küçük pilli takip cihazlarına alan açılıyor. Birleşmiş Milletler’in havacılık kuruluşu Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, bazı havayollarının AirTag yasaklarını hafifletmek amacıyla 2023’te bir kural değişikliği kabul etti. Düzenleme, belirli eşiklerin altındaki cihazların uçak altına verilen bagajda açık kalmasına izin veriyor.
Bu kurala göre lityum metal pillerin lityum içeriğinin 0,3 gramdan, lityum iyon pillerin enerji değerinin ise 2,7 Wh’den düşük olması gerekiyor. AirTag’in pili, kendisi için geçerli lityum içeriği sınırını karşılıyor. Bagaj takip cihazının uçuş boyunca açık tutulabilmesinin dayanağı da bu düşük pil değeri.
Bagajı takip etmek her zaman bulunmasını sağlamıyor
AirTag taşımaya izin verilmesi, takip sisteminin her koşulda aynı sonucu verdiği anlamına gelmiyor. Cihazın çalışması, çevrede Apple cihazlarının bulunmasına bağlı. iPhone kullanım oranının daha düşük olduğu Doğu Avrupa veya Güney Amerika gibi bölgelerde bu bağımlılık, bagaj takibinin yararını sınırlayabiliyor.
Apple’ın Eşya Konumunu Paylaş özelliğini bazı havayolları kayıp bavulları bulmak için kabul ediyor. Ancak bu destek bütün şirketlerde mevcut değil. Bu nedenle yolcu, bavulunun olması gereken yerde bulunmadığını görebilse bile konum bilgisini havayolunun arama sürecine dahil etmekte aynı imkânlara sahip olmayabiliyor.
Taşınabilir şarj cihazlarında kurallar daha sıkı
Lityum iyon pillere yönelik sınırlamaların temelinde, kontrolsüz ısınmaya yol açan termal kaçak riski bulunuyor. Hasar, hatalı paketleme veya üretim kusurları bu zincirleme tepkimeyi tetikleyebiliyor. Sonuçları arasında duman, yangın ve parça fırlaması yer alıyor; kargo bölümündeki bir olayın fark edilmesi de güçleşebiliyor.
ABD Federal Havacılık İdaresi’nin 2006’da tutmaya başladığı kayıtlarda 700’den fazla lityum iyon pil olayı bulunuyor. Bunların yaklaşık onda dördü taşınabilir batarya paketleriyle ilişkili. Bu nedenle havayolları, özellikle taşınabilir şarj cihazlarına yönelik ek taşıma ve kullanım kuralları uyguluyor.
Bazı şirketler şarj cihazının uçuş boyunca görünür tutulmasını isterken Southwest Airlines kişi başına tek cihaz sınırı uyguluyor. Birleşik Krallık Sivil Havacılık Otoritesi, uçakta bu cihazlarla başka ürünlerin şarj edilmemesini belirtiyor. Virgin Australia, Qantas ve Jetstar da uçuş sırasında taşınabilir şarj cihazı kullanımını yasaklayan şirketler arasında. Yolculuk öncesinde ilgili havayollarının ve ülkelerin pil kurallarını kontrol etmek gerekiyor.









