Intel CEO’su Lip-Bu Tan, kuantum bilişimin ticari açıdan uygulanabilir hâle gelmesinin somut pazar talebine bağlı olduğunu düşünüyor. Tan, yapay zekâ kullanımından kuantum yatırımlarına, yeni yarı iletken malzemelerinden veri merkezi soğutmasına kadar ilgilendiği teknolojileri değerlendirdi.
Tan’ın günlük çalışma düzeninde otonom yapay zekâ ajanları önemli bir yer tutuyor. Kaç farklı ajan kullandığını hatırlamadığını belirten yönetici, araştırma için gereken ön çalışmaların tamamında bu sistemlerden yararlandığını söyledi. Sabah ilk iş olarak ajanların kaydettiği ilerlemeyi kontrol eden Tan, bu araçların araştırma süreçlerinde ihtiyaç duyduğu asistan sayısını azalttığını da ifade etti.
Ajan tabanlı yapay zekâ, ChatGPT ve Grok gibi büyük dil modelleriyle ilişkilendirilen geleneksel kullanımdan ayrılıyor. Bu sistemler, hedef belirlemek ve gerekli işlemleri yürütmek için otonom karar alma yeteneklerinden faydalanıyor. Ancak maliyetleri yüksek olabiliyor; Grok Bot’un bulunduğu paketlerin aylık fiyatı 300 dolara kadar çıkıyor. Tan, Intel’in finansal sonuç görüşmelerinde de ajan tabanlı yapay zekânın, büyüyen yapay zekâ altyapısında işlemci talebini destekleyebileceğini dile getirmişti.
Kuantum yatırımlarında kişisel risk aldı
Tan’ın yatırım yaptığı ilk kuantum bilişim şirketi IonQ oldu. Şirket, yapay kübitler yerine vakumda tutulan doğal atomları kullanan hapsolmuş iyon yaklaşımı üzerinde çalışıyor. Nötr iterbiyum atomlarından lazer yardımıyla bir elektron çıkarılıyor ve pozitif iyonlar oluşturuluyor. IonQ, bu yöntemin kübitlerin hassas durumlarını daha uzun süre korumasını ve daha karmaşık hesaplamalar gerçekleştirmesini sağladığını savunuyor.
Şirket ayrıca hapsolmuş iyonların kuantum işlemcilerindeki soğutma maliyetini ve işlemlerin tamamlanması için gereken mantık kapısı sayısını azaltabileceğini düşünüyor. Tan, şirketin kurucusunun kendisiyle iletişime geçmesinin ardından bu yöntemi ilgi çekici buldu. Getirilerden emin olmadığı için yönettiği girişim sermayesi şirketinin fonları yerine kendi parasıyla yatırım yaptı. IonQ borsaya açıldıktan sonra yatırımının yarısını satan Tan, şirketin çalışmalarını izlemeyi sürdürüyor.
Foton tabanlı yaklaşım daha ölçeklenebilir görünüyor
Tan’ın yatırım yaptığı PsiQuantum ise kübit olarak foton adı verilen ışık parçacıklarını kullanıyor. Şirket, silikon fotonik çiplerini geleneksel mikroişlemci üretim hatları üzerinden üretmeyi hedefliyor. Foton tabanlı sistem sinyal dönüştürücülere duyulan ihtiyacı ortadan kaldırırken verilerin fiber üzerinden aktarılmasına imkân tanıyor. Yaklaşım, hapsolmuş iyonlardan daha hızlı çalışıyor ve kriyojenik koşullara yalnızca foton algılayıcılarında ihtiyaç duyuyor.
Tan, fotonlarla yön ve konumun hassas biçimde ele alınabildiğini, ağ bağlantılarının daha etkili kurulabildiğini ve bu yaklaşımın daha kolay ölçeklenebildiğini belirtti. Bu özellikler yatırım kararında etkili oldu. Eski Xilinx CEO’su Victor Peng’in kalıcı CEO olarak göreve gelmesinin ardından Tan da PsiQuantum’un yönetim kuruluna katıldı.
Başarıyı doğru uygulama alanı belirleyecek
Yazılım tarafında ise İsrailli kuantum yazılım mühendisliği şirketi Classic, Tan’ın dikkat çektiği girişimler arasında bulunuyor. Şirketin kuantum bilişim alanında Cadence benzeri bir konuma ulaşmak istediğini belirten Tan, kimya ve tıp dahil farklı sektörlerde açık biçimde tanımlanmış müşterilere ve hedef pazarlara sahip olmasını önemli buluyor. Klasik ve kuantum bilişimi birlikte kullanarak sorunları çözmeye yönelik hibrit yaklaşım da Tan’ın ilgisini çeken özellikler arasında yer alıyor.
Intel CEO’suna göre kuantum bilişimin ölçeklenmesi, kullanılacağı uygulamaya bağlı. Doğru uygulama alanının bulunması durumunda teknolojinin başarı ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyor.
Tan’ın ilgilendiği diğer gelişen teknolojiler arasında silisyum karbür ve indiyum fosfit de bulunuyor. Modern yarı iletken üretiminin temelini oluşturan CMOS teknolojisi, 150 derece Celsius üzerindeki sıcaklıklara karşı düşük toleransı ve yüksek voltajlara dayanamaması gibi sınırlamalarla karşı karşıya. Bu nedenle iki malzeme alternatif olarak öne çıkıyor.
Mikroakışkan soğutma ve yapay elmaslar da Tan’ın takip ettiği alanlar arasında. Mikroakışkan soğutmada mikroskobik kanallar doğrudan kalıba işlenerek soğutma sıvısı aktif transistörlere yaklaştırılıyor. Yapay elmaslar ise ısıl iletkenlik ve elektriksel kırılma dayanımı gibi özelliklerde geleneksel yarı iletken malzemelerinden daha yüksek performans gösteriyor.








