McLaren’ın Budapeşte’nin ardından Zandvoort’ta da kazanması, yaz arasının öncesinde ve sonrasında otomobile eklenen güncellemelerin etkisini ortaya koydu. Bu geliştirmeler yalnızca eksik aerodinamik yükü geri kazandırmakla kalmadı; takımın performans bakımından belirgin bir adım atmasını da sağladı.
Otomobilin güçlü yönleri Barcelona Grand Prix’sinde görülmeye başlamış, Spa’da ise daha ikna edici bir seviyeye ulaşmıştı. McLaren özellikle hızlı ve uzun virajlarda daha rekabetçi hale geldi. Burada yalnızca mutlak hız değil, virajın uzunluğu da önem taşıdı. Son güncellemelerden elde edilen ilave yere basma kuvveti, otomobili bu bölümlerde ölçüt haline getirdi. Yüksek hızlı kesimlerde ortaya çıkan performans, takımın kendi beklentilerini dahi aştı.
Zandvoort zaferine katkıda bulunan ancak daha az dikkat çeken yenilik ise ön jantlarda yapıldı. McLaren mühendislik teknik direktörü Neil Houldey, hafta sonu öncesinde tabanın arka bölümünde küçük bir değişikliğe gidildiğini, arka fren kanallarında da ufak düzenlemeler yapıldığını açıkladı. Houldey ayrıca yeni ön jantların lastiklerde daha fazla sıcaklık oluşturulmasına yardımcı olduğunu belirtti. Bu parçaların tur zamanına etkisinin büyük olmadığını, ancak otomobili biraz daha rekabetçi hale getirdiğini söyledi.
Ön lastik sıcaklığı kritik rol oynadı
Takım patronu Andrea Stella, Budapeşte ile Zandvoort’un yüksek yere basma kuvveti gerektiren ve otomobilin özelliklerine doğal olarak daha uygun pistler olduğunu ifade etti. Ancak Monaco örneği, pist karakterinin tek başına yeterli olmadığını göstermişti. McLaren, önceki yılın başarılarını tekrarlayıp ön sıralarda mücadele etmeyi hedeflediği Monte Carlo’da podyum dışında kaldı.
Bu sonucun arkasında viraj hızlarından daha fazlası vardı. Takımların daha az tavizle ayar yapabildiği Monaco’da otomobil hem yere basma kuvveti eksikliği yaşadı hem de ön lastikleri gerekli sıcaklığa getirmekte zorlandı. Bunun sonucunda genel yol tutuş azaldı. Benzer sınırlamalar sezonun daha erken bölümünde Avustralya ve Çin’de de belirgin lastik pütürlenmesiyle görülmüştü. Pütürlenmenin sorun olmadığı ve yeni asfaltın genel tutuşu yükselttiği Japonya’da ise MCL40 sezonun ilk podyumunu aldı.
Zandvoort öncesindeki endişelerden biri ön aksta pütürlenmeydi, ancak bu sorun tüm takımlar açısından sınırlı kaldı. Asıl güçlük, tek turda bile lastikleri doğru çalışma sıcaklığına taşımaktı. Cumartesi günkü son Q3 denemesinde Lando Norris pole pozisyonunu alırken bazı rakiplerin lastiklerini ısıtabilmek için ilave bir tura ihtiyaç duyması bu farkı görünür hale getirdi.
Jant içindeki ısı daha etkili kullanıldı
Kural değişiklikleriyle jant geliştirmesinin yeniden serbest bırakılması, takımlara lastik sıcaklıklarını ve çalışma basınçlarını yönetebilecekleri etkili bir araç sundu. Özel jantların iç boşlukları, hava değişimi ile lastiğe aktarılan ısının pasif biçimde kontrol edilmesine imkân tanıyor.
McLaren, Zandvoort için jant yapısında daha yüksek sıcaklık tutmaya ve bu ısıyı lastiğe daha verimli aktarmaya odaklandı. Uzun süredir takımın ortağı olan Enkei tarafından üretilen yalnızca ön jantlar yenilendi. Daha kapalı yapıdaki jant kapağı da çevredeki hava akımının soğutucu etkisini sınırlamak ve sürüklenmeyi azaltmak amacıyla kullanıldı.
Arka jantlarda ise değişikliğe gidilmedi. Arka lastik aşınması sprint ve yarış boyunca zaten önemli bir etkendi. Bu nedenle otomobilin arka bölümündeki öncelik daha fazla ısı üretmek değil, çekiş anlarında ve hızlı kesimlerde sıcaklığı kontrol altında tutmaktı. Güçlü rüzgârlar otomobillerin hem hızlı virajlarda hem de yavaş viraj çıkışlarındaki kritik çekiş bölgelerinde kaymasına yol açtı. Bu koşullar, ilave yere basma kuvveti ile doğru lastik sıcaklığı yönetiminin Zandvoort’taki önemini daha da artırdı.









